19 Ocak 2011 Çarşamba

: (

Elimde bir sihirli değnek olsa değiştireceğim ilk şey "kendim" olurdum herhalde. Aslında kendimle ilgili bir şikayetim yoktu bu zamana kadar. Ama şu sıralar bir sıkıntı halini aldı...Kendimden sıkılır oldum, her şeyden vazgeçer bir duruma geldim. Bu da bir süreç belki ... Gelip geçecek bir dönem... Belki ilerde bugünlerimi arayacağım bile...Ama hiç geçmeyecekmiş gibi geliyor bana. Her şey aynı. Her gün aynı. Farklılaştırmaya çalıştıkça battığım, pişman olduğum zamanlar bunlar... Kimseye anlatamıyorum,çünkü anlamıyorlar...Anlatınca klasik "geçer" şeklinde cevap veriyorlar... Bunların hiç bir yararı olmuyor tabii...

Hayatta sevmediğim şeylerin başındadır belirsizlik...Ne olacak, şöyle mi yapsam yoksa böyle daha mı iyi , daha iyi bir fırsat çıkarsa ? Beklesem mi bir süre daha ? Keşke beklemeseydim diyordum ya şimdiye kadar ? Bu iyi ama ben bunu yapmak istemiyorum ki ? Şeklinde kendi kendime sorularım oluyor... Cevabını veremediğim sorular ne yazık ki...

Ne yapacağını bilememek çok kötü bir şey... Böyle bir psikolojide insanın huyu suyu değişiyor resmen... Değiştirmek istediklerim belki kendiliğinden belki de biraz zorlamayla değişti. İyi oldu belki de. Bilemiyorum şimdilik... Ama hala insanın kendini bir yere ait hissetmemesi çok kötü... Orda olmalıyım dediğim yerlerde olamıyorum. Onunla olmalıyım dediğimle de olamıyorum...

Memnuniyetsizlik denilen şey insanın içini yiyip bitiriyor... Hiç hissetmediği duyguları hissetmeye başlıyor insan... Hayatın adaletsizliği her fırsatta kendini gösteriyor..Hatırlamak istemediğiniz şeylerden kaçışın olmadığını anlıyorsunuz. Tüm bunların arasında biraz mutlu olmak için çabalıyorsunuz. Şükrediyorsunuz yine de her şeye elinizden geldiğince. Ama o isyan duygusunu bastırmak bazen çok zor olabiliyor. Her şeye rest çekip çekip gitmek istiyorsunuz...Yapamıyorsunuz ve başa dönüyorsunuz... :(

13 Ocak 2011 Perşembe

2011'in ilk yazısı...

Uzun zamandır yazmıyordum. Sebebi vakit bulamamam değil,yazacak bir şeyimin olmamasıydı. Ayrıca twitter'a alışmam da bir sebep olabilir.Yazıp çıkmak daha işime geliyor :) Bu aralar yazacak bir şeyler çıkmaya başladı,belki arada gelip bir iki şey karalarım... Bu yazı aynı zamanda 2011'in de ilk yazısı olacak. Gönül isterdi ki neşeli konularda yazayım,okuyan keyiflensin... Malesef öyle olmayacak...Malum 2011 pek iyi gelmedi. Henüz ayın 14ü olmasına rağmen özellikle ülke olarak iyi şeyler yaşamadık. Ülke olaylarındaki olumsuzluklar , kendi hayatımızdaki olumsuzluklarla birleşince insanın içini bir sıkıntıdır kaplıyor... Hayat zor malesef...

Bu aralar yazmaktan çok düşünüyorum... Neyi mi ? Hayatımı ! Çocukluğumu,ilkokulu,ortaokulu,liseyi,üniversitesiyi,bundan sonrasını... Neler yaptığımı,neler yapabileceğimi,neleri yapmam gerektiğini...Hayatımdan gelen geçen insanları...Hayatımdan çıkanları , çıkardıklarımı... Pişmanlıklarımı ve keşkelerimi. Düşündükçe daha da kötü oluyor aslında. En azından benim için. Böyle ölçüp biçtikçe elimde kalanlar keşkeler ve pişmanlıklar oluyor.Depresyona girdim giriyorum şeklinde yaşıyorum bir süredir. Belirsizliği oldum olası sevmem ve malesef bu aralar hayatım = kocaman bir belirsizlik... Nereye gideceği belli olmayan bir hayat. Bekleme aşamasında her şey. Erteleniyor tüm yapmak istediklerim. Bunlar da bana sıkıntı olarak geri dönüş yapıyor...

Her şey bir yana ben en çok çocukluğuma taktım bu aralar... Durup durup aklıma geliyor oynadığım oyuncaklar,gittiğim parklar,çocukluğumun bir kısmının geçtiği ev vs...Geçen gün o parktan geçtim...Salıncak,kaydırak yine vardı tabii. Farklıydı elbette...Yerleri değişmiş,yeni boyanmış... Yine banklar aynı yerlerinde ama. Yine bir evsiz uzanmış yatıyor. Yanından geçtiğim salıncakta bir çocuk sallanıyor,yanında annesi...O salıncakta yıllaaar önce ben de sallandım.Beni de salladı annem...O salıncağın yanından geçip giderken ben de çocukluğuma bir gidip geldim...Sallandığımı hayal ettim. Ah be! diye geçirdim içimden...Şimdi çocuk olmak vardı...Keşke tek derdim parka gidememek olsaydı. Hayat acımasız ama...Hayatımızın en güzel günlerini bile artık hayal meyal hatırlıyoruz. O günlerden daha güzel günler yaşasak sorun yok aslında. Ama ne yazık ki acı bastırıyor mutlu ,güzel günlerimizi...( Aslında bambaşka bir yazı yazacaktım ama bu yazı çıktı ortaya. O yazıyı mutlaka yazacağım daha kısa bir girişle... )

1 Ekim 2010 Cuma

Dizi-Film-Sıkıntı-Boş Zaman


Sıkıntıdan artık ne yapacağımı bilemez bir haldeyim. Okulu özleyeceğim hiç aklıma gelmezdi. Büyük bir boşluk var şu an. Sürekli dışarlarda olmayı sevmem. Evde oturup dizi ya da film izlemeyi daha çok severim. Başladığından beri takipçisi olduğum How I Met Your Mother,The Big Bang Theory,Modern Family,Mad Men gibi diziler başladı da biraz rahat ettim. Ama bu diziler 20'şer dakika olduğu için kısa sürede işim bitiyor. Yeni dizi arayışına girdim. Bir çoğunu inceledim ama ilgimi çekmedi. İlgimi çekenler de yaklaşık 6-7 sezonluk diziler ve bu saatten sonra onları toplamam çok zor olacak. Bazıları da daha önceki birkaç diziyle benzer konulara sahip. Daha başlamayan bir kaç dizi daha var In Treatment gibi. Amerikan ya da Ingiliz dizileri ben kesmediği için I'm Sorry,I Love You diye bir Kore dizisi buldum.Internetteki yorumlar güzel olduğu yönünde.Bakalım,belki ona başlarım...

Resim internetten alınmıştır.

20 Eylül 2010 Pazartesi

Duyduk Duymadık Demeyin !!!!


Duyduk duymadık demeyin sayın seyirciler :) Takipçileri zaten bilir ama dalgınlığına gelen,haberi olmayanlara ben hatırlatayım. Eylül ayıyla birlikte tiyatro sezonu açılmış bulunmaktadır :) Meraklıları şu adresten ulaşabilir. http://www.ibb.gov.tr/sites/sehirtiyatrolari/tr-TR/Sayfalar/Anasayfa.aspx


Ben dün akşam Yaz Oyunları adı altında Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nda Lüküs Hayat'ı izledim.İlk kez açık havada tiyatro izleme fırsatım oldu. Güzel bir duygu gerçekten.Yaklaşık 4.500 kişi olduğunu söylediler. Oyuncular müthişti. Özellikle Zihni Göktay'a maşallah diyorum.Süperdi. Gidin mutlaka izleyin,izlettirin.Tekrar tekrar :) Çoook eğlenceli,eskimeyecek bir oyun. Güncel olaylara laf atışlar da mükemmeldi :)

Yukardaki adresten tüm oyunlar hakkında bilgi edinebilirisiniz.Sanırım diğer oyunlar da Ekim'den itibaren sahnelenmeye başlayacak.

15 Eylül 2010 Çarşamba

Değişim Zamanı


Oldum olası değişikliklerden hiç haz etmem. Bir şeye alışmışsam onu bırakmamaya gayret ederim.Mesela şu aralar bilgisayarımla sorun yaşıyorum.Artık değiştirme vakti geldi ama o kadar alıştım ki bırakmak istemiyorum. Bir çok elektronik,teknolojik alette de bu böyle. Bırakamıyorum. Bir ruj mu beğendim? Yıllarca aynı rengi kullanabilirim :) Saçımın şekli ve rengi yıllardır aynı. Sadece biraz kısaltmak için kuaföre gidiyorum ama şekli aynı kalmak şartıyla:) Kıyafetlerimi o kadar seviyorum ki yıllardır aynı kiloda kaldım onda da bir değişiklik olmadı. Odamın şekli yıllardır aynı. Her şey yerli yerinde.Kımıldatmıyorum bile. Kütüphanemde sağ üst köşedeki kitap yıllardır orda. Bir kez masamdaki bazı şeyleri değiştirmeye çalıştım,değiştirdim de ama aradığımı bulamadım. Hemen eski haline getirdim :)Dışarı çıktığımda da hep aynı yerde yemek yerim ya da benzer tarzda yemekler olur.

Aslında geçtiğimiz güne kadar benim durumum bundan ibaretti. Ne oldu ben de bilmiyorum ama aniden değişim kararı aldım. Sıkıldığımı hissettim her şeyden.En önemlisi de kendimden sıkıldım. Yıllardır aynadaki aynı yüz,giydiğim aynı tip kıyafet,aynı makyaj ,hep aynı. Biraz değişiklik iyi gelir diye düşündüm ve işe saçımı değiştirmekten başladım.Yıllardır uzun olarak kullandığım saçımı kısacık kestirdim.Sanırım böylelikle kilidi açmış oldum ve gerisi çorap söküğü gibi geldi. Birkaç gün sonra zayıflamaya karar verdim. Kıyafetlerimi beğenmemeye başladım. Aman Allah'ım ne oluyor bana böyle derken;kendimi,bugüne kadar hiç yemek istemediğim tadını da merak etmediğim bir yemeği yemek isterken buldum. Arkadaşımı da alıp hiç yemek yemediğim bir mekanda bu yemeği yedim.

Bu kadarcık şey bile o kadar iyi geldi ki anlatamam... Belki de bugüne kadar çok huzursuzdum ve bunun daha kötüye gitmesini engellemek için değişmekten kaçınıyordum. Ne olduğunu benim de bilmediğim bir şey beni bu duruma itti.Belki de doğru zaman buydu.Kim bilir? Bir kaç gün önceki ben ve yeni ben arasında dağlar kadar fark var.Bunu çevremdekiler de görmeye,hissetmeye başladı ve çok memnunum.Bir kaç güne kadar fiziksel değişiklikler de belirginleşmeye başlayacak ve umarım daha mutlu olacağım.Eskiye de kötü diyemiyorum ama değişim güzel şeymiş :)

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Twitter'dayım

Artık ben de twitterdayım. Eğer siz de ordaysanız ve beni takip etmek isterseniz adresim şudur :
https://twitter.com/sanalgercek

Görüşmek üzere...

Ordan burdan bir kaç tavsiye :)




Şu sıcaklarda soğuk ne varsa resmen atlıyorum. Buzlukta bir kaç tane pet şişe bulunduruyorum. İçmek için beklemem gerekiyor ama buzluktan çıkardığımda 5-10 dk da bir kısmı erimiş oluyor zaten. Bu aralar yapılacak en iyi şeylerden biri bol bol su içmek, soğuk soğuk karpuz yemek ve tabii ki dondurma yemek bence :)

Dondurmanın her türlüsünü seven biri olarak Carte Dor'un şeftalili dondurması şu aralar favorim. Şeftali seven biriyseniz mutlaka deneyin.Beğeneceksiniz. İçinde şeftali parçacıkları da var. Gayet güzel. Carte Dor'un Karamellisi de çok güzel. Tavsiye ediyorum.



2.alakasız tavsiyem müzikle ilgili :) Şu aralar evde olduğumdan yeni film,dizi,albüm ne varsa izlemeye dinlemeye çalışıyorum. Malum Tarkan albüm çıkardı. Duymayan yok. Bence çok güzel bir albüm olmuş. "Sevdanın son vuruşu","Kayıp","Öp", "Adımız kalbine yaz","İşim olmaz" çok güzel şarkılar. Benim de favorilerim. Her yerde bangır bangır çalıyor zaten.




Diğer tavsiyem de dizilerle ilgili. Psikolojiye ve onunla alakalı dizilere/filmlere meraklı biri olarak gördüğüm zaman kaçırmam izlerim,tavsiye de ederim.Daha önce Lie to Me'yi tavsiye etmiştim.Şimdiki de 'In Treatment' diye bir dizi. Dizide terapist-hasta ilişkileri anlatılıyor. Terapi gören 4 kişi terapistlerine sorunlarını anlatıyorlar ve bölümler ilerledikçe gerçekten ilginç bağlantılar ortaya çıkıyor. Haftanın 4 günü hastalarıyla ilgilenen terapist,5.gün kendisi bir terapiste gidiyor ve haftanın analizini yapıyorlar. Terapist zaman zaman hastalarından yola çıkarak kendi hayatını sorgulamaya başlıyor.Şimdiye kadar 2 sezon yayınlanmış ama 3.sü de yayınlanacak. Diziyi izlemek isteyip de bulamayanlar bana mail yollayabilirler. Bulabilecekleri bir adres verebilirim.